Avşa Hakkında

Avşa Hakkında

Avşa Tarihini İzleyin...

Marmara Denizi ortasında Kapıdağ Yarımadası’nın uzantısında oluşmuş adalar grubundan biri. Bir ismi Avşa, diğer ismi Türkeli, halk arasında ise Şarap Adası olarak ünlenmiş. İstanbul’a çok yakın olmasına rağmen İstanbul’dan çok farklı. Marmara’dan Çanakkale Boğazı’na kucak açmış. Ege havası var . Deniz suyu lezzetiyle Ege gibi tam karşınızda Kara Biga, arkanızda Tekirdağ, yanınızda Marmara Adası, elini uzatsanız Ekinlik, Koyun, Paşa Limanı, biraz ilerde Erdek. Marmara’nın yüzey suları genellikle az tuzlu olup ortalama binde 22 tuz oranındadır. 15-20 metrelik bir katmana sahip yüzey suları sıcaklığı 24 derece civarında seyrederken Ege’ye doğru yüzey, Karadeniz’e doğru dip akıntısı bulunur. Marmara Denizi’nin güneybatısında üç büyük ada olan Marmara, Avşa, Paşa Limanı ve dokuz küçük Ekinlik, Koyun, Mamali, Hasır, Pala, Fener, Asmalı, Paşa Limanı koyunda iki adacık görülür.

Avşa 20,62 km2 yüzölçümü ile çevresinde 33 km. ‘lik yol bulunuyor. Adayı çevreleyen koylar arasında kuzeyde Değirmen, Mavikoy, Kambur Tarla, Çiftlik, Aleko, Küllü Yalı, Yiğitler, güneyde Aksa, Manastır, Beyaz Saray, Çınaraltı, Kum Burnu, Altınkum koy ve plajları yer alıyor.

Arazi yapısı bakımından Ayit, granit, grays, kristalin, sist ve mermer egemen olup, granit ve grano diyotrit anakayasından oluşan kumlu topraklar görülür. İstanbul’a 65 mil uzaklıkta yer alan Avşa, dördüncü zamanın sonunda denizin yükselmesiyle diğer adalar gibi Kapıdağ Yarımadası’ndan ayrılmış. En soğuk ayı Ocak’ta, en sıcak günleri Temmuz’da, en çok yağmuru Aralık ayında görüyor.

Kizikoslu Diogenes, Propontis Marmara Adaları’ndan bahsederken OFİOUSA ile FİSİA”yı birbirinden ayırıyor. Pilinius bu adaya OPHİUSSA diyar diyor. Bizans tarihinde adanın ismi AFOUSİA olarak geçiyor. Toprak durumu yüzünden hiçbir zaman zengin olamamış ve bağımsız idareye kavuşamamış olan bu ada, tarihi akışına göre çevresinde hakim olan kuvvetlerin egemenliğine girmiştir. Ada Hristiyan din adamları için sürgün yeri olarak kullanılmış. Ve GEDEON’un iddiasına göre ortaçağda boş kalmış. 

İnanç Turizmine hizmet veren Yiğitler Köyünde bulunan Ali Dede Türbesi bulunmaktadır. Her yıl adanın yerli halkı ve ada dışından gelen yazlıkçılar tarafından özel günlerde ziyaret edilir.

Avşa’ya gelen vatandaşlarımızın adaya gelipte yapmadıkları hiçbir şey yok gibidir.

Denizin ve sahilin tüm güzelliğini yaşamış avşa bağlarında yetişen Ada Karası üzümlerinden yapılan dünyaca ünlü şaraplarımızdan yudumlarken gün batımını izlemiş, tüm eğlence mekanlarını bir bir dolaşmış, her koyda denize girmenin ve güneşlenmenin rahatlığını yaşamış, denizimizden çıkan tüm mahsullerin tadına bakmış ve sonrasında mükemmel bir tatil yaşamanın keyfini yüzlerindeki gülümseme ile memnuniyetlerini bildirircesine yaşayarak adamızdan ayrılmışlardır.

AVŞA ADASI TARİHİ Adanın tarihi M.Ö. zamanlara dayanır. Tarihi bulgulara göre adanın bir zamanlar Anakara’ya bağlı kaldığı daha sonra gelişen doğa olayları sonucunda bölgede bulunan diğer adalar gibi anakaradan koptuğu bilinir.

Bu doğal olaylar sonucunda adada yaşam pek olmamış, hatta ortaçağın büyük dönemi boş kalmıştır. Bizans İmparatorluğu zamanlarında ada sürgün yeri olarak kullanılmış sürgün rahip ve asillerin barınağı olarak kalmıştır. O günlerden bu zamana pek bir tarihi kalıntı kalmamakla beraber adanın manastır mevkiinde Hristiyan din adamlarının ibadetlerini geçirdiği klisenin temelleri bulunmaktadır.

Tarihi boyunca hiç bir önemli olay yaşamayan ada daha çok çevresini yönetenlerin idaresi altında kalmıştır.


Osmanlı devrinde adada rum, yahudi ve türk ahali yaşamakta idi. Rumlar ve yahudiler şimdiki avşa tarafında, türkler ise yiğitler köyünde ikamet etmekte idiler. Adada tarımcılıkla geçinen yerliler adada yetişen ürünleri bölgeden geçen gemiler aracılığı ile dış pazara ulaştırırlardı.

Osmanlının yıkılış cumhuriyetin başlangıç döneminde adada bulunan rumlar adayı terketmeden önce adada bulunan yerli türk halkına zülüm yapmış eline geçridikleri türkleri öldürmüşlerdir. Ayrıca bölgede bulunan türk mezarlarına zarar verdikleri bilinir. Kaçan halk yüksek yerlerde saklanarak canlarını korumuşlardır.


Adanın kaybolmaya yüz tutmuş tarihinde bu döneme denk gelen ilginç bir olay anlatılır. Olayın kahramanı olan şahıs benim büyük dedem olmaktadır. Olay kısaca şöyle cereyan etmektedir;

Adada bulunan rumlar ellerinde bulunan silahlarla türklere saldırdıkları esnada adanın camii’sine saklanan türkleri camiden çıkartıp canlarına kastetmişlerdir. Aralarında büyük dedem Ali Çavuş’un da bulunduğu kişiler için rum çeteleri serbest kalma karşılığında para ve altın talep etmişlerdir. O dönemler oldukça fakirlik çeken halk eşlerinin ve yakınlarının canını kurtarmak için para bulmak adına dört bir yana koşturmuşlardır. Rum çeteleri camideki köylüleri o zamanlar rum köyü olan Ofiousa (şimdi ki Avşa)’ya götürdükleri sırada uzaktan Türk gemilerini görmüşler ve eski adıyla Constantine bayırı yeni adıyla Şehitler tepesi olan yerde başlarını keserek öldürmüşlerdir. Eşini kurtarmak için bin bir güçlükle para ve ziynet eşyası bulan büyük anneannem, parayı teslim etmek için dönüş yolunda büyük dedemin Şehitler Tepesi’nde başı kesilmiş cansız bedenini bulmuştur.
Adayı rumların terkettiğini gören tek şahıs olan bir kız, yiğitler köyü sahili ve paşalimanı adası arasında bulunan bir yunan zırhlısının filikalarla çevre adalardaki rumları taşıdığını anlatır.

Bu olaylar sonunda boş kalan ada, mübadelede, balkanlardan ve Girit’ten gelen göçmenlerce yerleştirilmiş ve adayı terkeden rumların malları bu yeni göçmenlere dağıtılmıştır.
Cumhuriyet döneminde tarımcılıkla kendi halinde geçinen ada 70`li yıllarda turizmcilğin keşfedilmesi ile kendisi de keşfedilmiş, İstanbul, Ankara ve İzmir bölgesi çevresinden gelenlerin tatil bölgesi olmuştur.

Bu dönemde istanbul sosyetesinin bodrumu gibi olan adada bir çok flim çevrilmiş ve ada bu sayede gelenlerle zenginleşmiştir.
90’lı yılların başında güney bölgelerinin değerlenmesi ile ada eski önemini kaybetmiştir. Bu günlerde daha çok trakya bölgesi ve İstanbul çevresini ağırlayan ada daha çok hafta sonları tercih edilmektedir. Ama ada eski hareketliliğini kaybetmemiştir.